Kentkırım: Soykırımın Kentsel Stratejisi

Kentkırım (urbicide), bir şehri yalnızca  binalarıyla değil, hafızası, kimliği, toplumsal dokusu ve bütün heterojenliğiyle birlikte hedef alan sistematik yıkımdır. Bu yıkım, savaşın rastlantısal bir sonucu değil; siyasi şiddetin bilinçli bir biçimidir. Amaç, insanları barındıran mekânı yok ederek birlikte var olmanın koşullarını ortadan kaldırmak, toplumsal hafızayı yok etmektir.

Siyasi şiddet, başkalarıyla birlikte olmanın doğasını değiştirmek için şiddetin kullanılmasıdır. Kentkırımda bu, heterojenliği oluşturan temel koşullar olan yapıların ve kendiliğinden çeşitli heterojenlikler üreten kamusal mekanların ortadan kaldırılmasıyla gerçekleşir. Böylece çoğulcu yaşamın yerine, homojen ve kontrol edilebilir bir düzen inşa edilir.

Kentkırım, fiziksel tahribatın ötesinde, toplumsal yaşamın imkânlarını yok etme stratejisidir. Şehirler yıkıldığında geriye yalnızca molozlar değil, köksüzleştirilmiş, hafızasızlaştırılmış bir toplum kalmaktadır. Bu yüzden kentkırım, hem mekânsal hem de siyasi bir şiddet biçimi olarak, soykırımın en güçlü araçlarından bir tanesidir. Kentkırım ile meydana gelen yıkım, soykırımda da olduğu gibi iki aşamalıdır. İlk aşama, kentlerde heterojenliği oluşturan temel koşullar, yapılar ve kendiliğinden çeşitli heterojenlikler üreten kamusal mekanların ortadan kaldırılmasıdır. İkinci aşama ise yıkılan heterojen yapının yerine homojenliğin dayatılmasıdır.

Kentkırım kavramı 1990’larda Bosna Savaşı sonrasında literatüre girmiştir. Günümüzde ise kentkırımın en yıkıcı örneklerinden biri Gazze’de yaşanmaktadır. Gazze’de 7 Ekim 2023’te başlayan ve hâlâ devam eden İsrail saldırılarında en az 61.369 kişi yaşamını yitirirken 152.850’den fazla kişi de yaralanmıştır. 2023 yılından itibaren nüfusun büyük kısmı yerinden edilmiş, çok büyük bir oranda yapı ise ya yıkılmış ya da ağır hasar görmüştür. Aynı zamanda yalnızca konut alanları değil hastaneler, okullar, su ve enerji altyapısı da İsrail hükümeti tarafından bilinçli olarak hedef alınmaktadır. Bu saldırılar yalnızca binaları değil, toplumsal hafızayı, çocukluğun sokaklarını, komşuluk ilişkilerini ve kentin siyasi varoluş zeminini ortadan kaldırmaktadır.

Kitlesel açlığın yaşandığı Gazze bugün kitlesel yerinden edilme tehlikesiyle karşı karşıya. İsrail’in  Gazze’nin tümden işgalini kararlaştırdığı, yeniden yapılandırma ve inşa etme hayallerini kurduğu kentte şiddet; siyasi, ekolojik, kentsel ve ekonomik boyutları ile Gazzelilerin hayatlarını yok etmektedir.

Kentkırım, tek başına bir savaş hasarı değil; sistematik, politik bir araçtır. Bir kenti yok etmek, orada yaşayanların aidiyetini, geçmişini ve geleceğini yok etmektir. Bu nedenle kentkırım, hem mekânsal hem de siyasi bir şiddet biçimi olarak soykırımın ayrılmaz bir parçasıdır.

Toplumsal Coğrafya

Dünyayı sakinleriyle, dayanışma ve direniş halleriyle anlamaya çalışıyoruz.